makyaj yapmayan kadın yoktur herhalde,makyaj adamı vezir de eder rezil de fakat doğru yapıldığında kusursuz bir güzellik ortaya çıkar.Makyajı doğru bir biçimde uygulamazsanız, aklınızdaki şekilden çok farklı kötü bir görünüm verebilirsiniz. Siz de mutlaka biçimsiz makyaj yapan kadınlar görmüşsünüzdür. Yanaklarda abartılı ve parlak bir allık(ibiş gibi),göz kapağında topaklanmış mavi far ve kıyafetle hiç alakası olmayan turuncu bir ruj. Bu kadınlarla iş yerinde veya alışveriş yaparken karşılaşırsınız ve kötü göründüklerinin farkındalar mı diye düşünürsünüz. Muhtemelen farkında değillerdir aksine onlar muhteşem göründüklerini ve bundan daha iyisinin olamayacağını düşünürler. ben işin erbabı değilim ama nasıl ve ne şekilde yapılacağını profesyonellerden öğrendim.fondöten,pudra,allık,ruj nasıl kullanılır püf noktalarını öğrendiklerim çerçevesinde anlatmaya çalışacağım..işin profesyonellerinden öğrendiğim sırlar şudur efendim;
-Dudakları dolgun göstermek için kalem çekmek: Dudaklarınızı dolgun göstermek için açık renk bir dudak kalemi seçmelisiniz. Şeffaf veya parlak bej renkleri dudakları dolgun gösterir.
-Elmacık kemiklerinin üzerine allık sürmek: Allık sürmeden önce yüz yapınızı iyice inceleyin.Uzun bir yüzünüz varsa allığı elmacık kemiklerinin alt kısmına uygulayın. Geniş bir yüzünüz varsa allığı şakaklarınıza uygulayın. Dolgun yanaklı kişiler kahverengi allıktan uzak dursunlar.
-Kirpiklerin içine çekilen göz kalemi gözleri daha küçük gösterir. Kirpiklerin dış tarafından sürülen göz kalemi ise geniş ve çekici bakışlar sağlar.
-Birbirine zıt far renklerini iyi karıştırırsanız çok etkileyici renkler elde edebilirsiniz.
-Göz farı kullanmadan önce göz kapaklarına şeffaf pudra yada fondöten sürülüp gözün soluk görünmesini önler kırışık görünümünü azaltır.
-Yüzü aydınlatmak için çok açık renkli veya pembeye çalan bir fondöten seçmek hatalı bir seçimdir. Eğer fondöteniniz açık renkte olursa teninizi griye döndürür. Pembeye çalan fondöten ise yüzünüze yapay bir hava verir. Bu yüzden sarıya çalan koyu renkte ve cilt renginizle uyumlu bir renk seçin.Böylece doğal bir görünüm yakalayabilirsiniz.
-Dudakları ince göstermek için koyu renk ruj kullanmak: Yapılması gereken açık renkte mat bir ruj seçmek. Dudaklarınıza kapatıcı ve fondöten sürerek kalın dudaklarınızı inceltebilirsiniz
-Pembe ve kayısı rengi pudra kulanmak: Pudra teni renklendirmek için değil matlaştırmak ve kadifemsi bir yumuşaklık sağlamak için kullanılır. Bu yüzden şeffaf, renksiz bir pudra seçin. Pudranın kalıp gibi yüze yapışmaması için T bölgesine ve ifadenizi donuklaştırmamak için göz çevresine fazla sürmeyin.
-Alt göz kapağına kalem çekmek: Gözleriniz eğer birbirne çok yakın ise alt göz kapağına kalem çekerek orantısızlığı daha çok gözler önüne serersiniz. Alt göz kapağının iç tarafından başlayarak gözün yarısına kadar açık renkli bir kalem çekin. Dışına doğru ise koyu renkli bir kalem kullanın.
-Alt kirpiklere rimel uygulamak: Alt kirpiklerinize rimel sürersiniz kirpikleriniz örümcek ağı gibi görülür ve bakışınızı aşağıya doğru çekersiniz. Sadece eyeliner ile ince bir çizgi çizebilirsiniz
şimdi adım adım makyaj yapalım
GÖZLER....
Küçük gözler
Gözbebeğinin bulunduğu bölüm oldukça küçükse, tüm gözüne kalem çektiğinde neredeyse kayboluyorsa küçük gözlere sahipsin demektir. Çoğunlukla bu göz şeklinin büyük bir gözkapağı yoktur. Bu yüzden makyajda sadeliği tercih etmek gerekir. Temel kural, koyu renkler gözleri daha küçük göstereceğinden açık renk farları tercih etmek.
İpuçları
1. Kahve–gri arası ya da açık gri gibi, soft tonlarda göz kalemi ve far seç. Kalemi sadece gözün dış kısmına doğru 1/3’lük bölüme, hem alt hem de üst tarafa uygula. Bakışını yumuşatmak için bu çizgiyi aplikatör ile dağıt.
2. Beyaz göz kalemi ile alt kirpik dibini çiz. Bu uygulama, gözlerin büyük görünmesini sağlar.
3. Çarpıcı bir göz makyajı için gölgeleme yapabilirsin. Ama çok baskın değil, silik bir görünümde yapmalısın. Açık renkli tenler krem tonlarını, koyu renk tenliler ise bronz tonlarını deneyebilirler.
4. Her zaman kıvırma aletiyle kirpiklerini kıvır. Hem alt hem üst kirpiklere maskara uygula.
Büyük gözler
Büyük gözlerin en büyük özelliği, baskın gözkapaklarıdır. Bu yüzden doğal şekli belirginleştirecek çok fazla makyaja ihtiyaç yoktur.Makyaj Artisti Valerie Sarnelle, “Büyük gözlü kızlar gerçekten basit göz makyajı yapmalılar, çok fazla gölgeleme ya da zıt renk kullanmamalılar ki, gözleri fazla ön plana çıkıp yüzlerinin geri kalanını kapatmasınlar” diyor.
İpuçları
1. Haki yeşil, koyu mor gibi parlak olmayan renkleri tercih et; bu renkler her göz rengine iyi gider. Farı, gözkapağının tam ortasına koy, önce dışa, sonra içe doğru dağıt. Tam gözkapağının başladığı yerde dur.
2. Göz kalemi kullanacaksan, gözün etrafını çiz. Dramatik bir görünüm için siyah, lacivert, gri gibi koyu renkler kullanabilirsin.
3. Sadece üst kirpiklere maskara kullan.
FONDÖTEN
Düzgün görünümlü bir ten ve makyajda başarılı bir sonuç için fondöten seçimi çok önem taşır.Kullandığınız fondötenin yapısı ve rengi cildinizin tipine ve rengine uygun olmalı; cilt renginizden daha açık bir fondöten rengi seçmek daha doğru olur.Fondötenin her zaman temiz ve nemlendirilmiş cilde uygulanması gerekir.
Uygulama
Kompakt fondöten dışında tüm fondötenleri sürerken parmak uçlarınızı kullanın. Elin ısısı fondötenin akıcılığını artırdığı için hem cilde yedirmek daha kolay olur hem de dayanıklılığı artar. En önemlisi daha doğal bir görünüm sağlar.Fondöteni alnınıza, burnunuza, yanaklarınıza ve çenenize benek benek sürün. Az miktar ile başlayın, gerekirse ilave edersiniz. Çok fazla miktar, sürülmeyi zorlaştıracağı gibi maske etkisi de yaratır.Cildinize parmaklarınızla basınç uygulayarak ortadan kenarlara doğru tüm yüzünüze yayın. Boyun ve kulaklara doğru rengi iyice yedirin.Yüzde renk bütünlüğü sağlamak için göz kapaklarınızın üzerine ve gözün alt kısmına da ( kirpiklere değmeden ) sürün.Profesyonel bir sonuç istiyorsanız,nemli bir sünger ile yüzün dışına doğru fondötenin üzerinden geçin.Diğer uygulamalara geçmeden önce fondötenin cildinize iyice oturması için bir süre bekleyin.Fondöteni yeni sürmenize rağmen sivilce veya göz altı halkaları tam kapanmamış olabilir. Bir kapatıcı ( concealer ) ile bu hataları düzeltmek gerekir.
PUDRA
Pudra, makyajın vazgeçilmezidir. Teni matlaştırır, bütünlüğü sağlar ve fondöteni sabitler. İki türü vardır: Toz pudralar, çok ince ve hafif bir yapıya sahiptir; fondöteni matlaştırır ve şeffaf bir görünüm sağlar. Kompakt pudralar ise, taşınma ve kullanım kolaylığından dolayı daha çok tercih edilir. Makyajı sabitlemek ve gün boyu rötuş yapmak için idealdirler; toz pudralara göre daha pudralı bir sonuç verirler.
Uygulama
Toz pudra kullanıyorsanız uygulama için pudra ponponu tercih edin.Pudrayı hafif vuruşlarla, tüm yüzünüze uygulayın. Daha sonra, büyük bir fırçayla fazlalıkları alın.Kompakt pudra için fırça kullanmak en uygunudur. Pudrayı uygularken fırçayı yüzünüzde hızlı hareketlerle sağdan sola ve yukarıdan aşağıya dolaştırın. Böylece pudra yüzünüze eşit olarak dağılacaktır.
ALLIK
Allık, yüze mutlu bir görünüm verir ve cilde canlılık kazandırır.Göz ve dudaklar arasındaki renk dengesini koruduğu için seçtiğiniz rengin ruj renginizle uyumuna özen gösterin.
Uygulama
Gülümseyin ve allığı yanağınızın en yüksek noktasına sürün.Yoğun görünmemesi,ayrı bir bölüm gibi durmaması için rengi azar azar ve fırçadaki fazlalıkları üfleyerek uygulayın.Yüzün dışına doğru, dairesel ve hafif hareketlerle uygulamayı sürdürün.Görünümde bütünlük sağlamak için, fırçanızı burun ucu, çene ve alnınıza da hafifçe dokundurun.Renginiz çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudra ile yoğunluğu azaltın.
RİMEL
Rimel, bakışlarınıza yoğunluk, anlam ve güç kazandırır. Yorgun görünümü bir anda yok eder,canlılık verir.Seçtiğiniz rimelin özelliğine göre, kirpiklerinizi uzatabilir,kıvırabilir ya da onlara hacim kazandırabilirsiniz. Seçim sizin!Rimelinizin fırçasını düzenli olarak temizleyin. Böylelikle daha önceki kullanımlarınızdan kalmış olan artıklar kirpiklerinizin üzerinde topçuklar oluşturmaz.
Uygulama
Rimelin iyi tutması için kirpikleriniz temiz ve kuru olmalı. Eğer lens kullanıyorsanız, rimeli sürmeden önce lenslerinizi takmayı unutmayın.
Uygulamaya üst kirpiklerden başlayın. Aşağıdan yukarı yani köklerden uçlara doğru fırçayı sürekli döndürerek ilk katı sürün.
Kirpiklerinizin kurumasını bekleyin, daha sonra ikinci katı uygulayın.
Alt kirpiklerinize hacim kazandırmak istiyorsanız, fırçayı kirpik diplerinde yatay olarak gezdirin. Eğer uzun görünsünler istiyorsanız, fırçayı dik olarak tutup kirpikleri tek tek boyayın.
Kirpik fırçası ile fazlalıkları alın ve kirpikleri birbirlerinden ayırın.
Uygulama sırasında göz çevrenize rimel bulaştırdıysanız bir kaç saniye bekleyin ve bir pamuklu çubuk yardımıyla temizleyin.
RUJ
Makyajı tamamlayan son dokunuştur. İyi uygulanmış bir ruj yüzünüzü anında canlandıracak hatta gözlerinizin parlaklığını bile vurgulayacak güçtedir. Renk seçiminiz zevkinize, kıyafetinizin rengine ya da moda renklere göre değişse de dudaklarınızın biçimini de göz önünde bulundurmalısınız.Dudaklarınız dolgunsa, yumuşak tonlarda mat rujları tercih edin. İnce ise, koyu renkli parlak rujlar kullanın.
Uygulama
Rujunuza uygun renkte bir dudak kalemi ile ortadan uçlara doğru dudaklarınızı çevreleyin. Dudak kaleminizin ucu iyice açık olmalı.
Dudağınızın her tarafını kalemle doldurun. Böylece hem rujunuzun ömrü uzayacak hem de silinmeye başladığında dudaklarınız cansız görünmeyecektir.Artık rujunuzu sürebilirsiniz. Uygulamayı fırçayla yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız.Kalıcılığını artırmak için ilk katı sürdükten sonra fazlasını kağıt mendille alın ve ikinci katı sürün.
Işıltılı görünüm için, dudaklarınızın tam ortasına renksiz bir parlatıcı dokundurun.
benim günlük kullanımda tercih ettiğim makyaj genelde doğal olan,hiç makyaj yokmuş hissini uyandıran stildir..gece makyajında da abartıyı pek sevmem,bu konuda idol kadınım victoria beckhamdır..kendisinin stilini olduğu kadar makyajını da severim.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
30 Nisan 2010 Cuma
kumaş çanta yapımı
kumaş çantaları günlük kullanımda pek tercih etmesem de denize giderken ya da pazarda kullanımları hoş oluyor bu çanta da onlardan biri.renkleri çok hoşuma gitti,çok neşeli duruyor...alıntı yaptığım sitede ingilizce olarak anlatmış isteyen bakabilir burdan http://www.craftstylish.com/item/52544/how-to-make-a-stitches-and-stripes-tote-bag
aslında yapım aşamaları kolay ama site ingilizce olunca biraz çevirmek zorlaşıyor...resimler dikişi bilenler için kolay olacaktır eminim ben bu çantayı yapmayı deneyeceğim bakalım eğer olursa koyarım :))) dikişe yeni başladığım için daha acemiyim :))))
aslında yapım aşamaları kolay ama site ingilizce olunca biraz çevirmek zorlaşıyor...resimler dikişi bilenler için kolay olacaktır eminim ben bu çantayı yapmayı deneyeceğim bakalım eğer olursa koyarım :))) dikişe yeni başladığım için daha acemiyim :))))
12 Nisan 2010 Pazartesi
fashion

bu fotoğraf netten alıntıdır.
her ne kadar yazılarıma ve blog başlığıma bu yazı uymasa da ara ara moda akımlarından,sokak modasından veya sevdiğim ünlü tarzlarından alıntılar yapacağım çünkü şu aralar fashion design'a takılmış durumdayım..eskiden beri sürekli bişeyler dikip sökerdim kendimce çünkü annem kendine göre terzilik yapıyor.kendine ve bana çeşitli şeyler dikiyor bende ondan çekmişim düşüncesiyle sürekli dikip biçiyorum..DIY projeleri hoşuma gidiyor, herkesin üstünde aynı tarz kıyafetler görmektense yaratıclığı konuşturup farklı detayları eklemeyi seviyorum.tabi annem gibi dikiş makinem olmadığı için elde dikiyorum bazı şeyleri,benimki şimdilik bir başlangıç ve bunun eğitimini almak istiyorum(sanırım ünv hayatımı özlüyorum :D ) şimdi bir kaç beyaz t-shirtlerimi çeşitli dantel,fiyonklarla ve fırfırlarla süslüyorum bir kaç tane daha yaptıktan sonra fotoğraflarını yayınlayabilirim :D
6 Ocak 2010 Çarşamba
doğum günü faciası...
bugün sevgili sevgilimin doğum günü...ve ben ona süpriz bile yapamıyorum...hale bak göye seviyoruz birbirimizi...
dün gece programdan geldikten sonra beş karış suratla karşılaştım ne oldu yine diye aklımdan geçirirken yine elinde biralarla oturdu bilgisayar başına.hayır ağzıyla içse bişey demicem hani varille vericem kendi ellerimle ama işte...neyse doğum gününü sonra kutlarım dedim sabah pasta yaparım ona akşam da süpriz bir kutlama yaparım dedim..hiç uyumadım gittim diaya malzemeleri aldım ve geldim o sırada sevgilim uyuyordu..ben tam pastayı yapacakken uyandı şeytan işte dürttü...geldi yanıma gördü tabii pasta yaptığımı ve süpriz bozuldu o anda öyle öfkelendim ki ben sana süpriz yapamicakmıyım hiç yani dedim kendi kendime..daha sonra pastayı bitirdim bu ordan homurdanıyo biramı sen mi döktün diye...hiç aldırış etmedim adam hala biranın peşinde ya rabbim bişeyler yap yardım et bana...
derken bi baktım aldı eline birayı gitti yine pc başına,ben varmıyım yok muyum belli değil...dedim kahvaltı hazırlayayım bari.patatesleri kızarttım omlet yapıcam falan bi baktım üstünü giyiyo nereye tatlım ? bira almaya... o biralar bi tarafına girsin emi!!!!!!!!!!!!!!!ama ben sana kahvaltı dememe kalmadı dizdi boğazıma cümleleri "istemiyorum"......
buda suya yattı...
ne mi yapıorum? salona geçtim açtım facebookumu bakınıorum bi yandan blog yazıyorum..nedir bu ya?doğum gününü kutlamadığım için trip mi yiyorum acaba diye düşündüm ama bilir süpriz yapacağımı..en azından pastayı gördü...
ooofffffffffffffff artık sabrım tükendi..bu evden gitmek istiyorum...git dese arkama bakmadan gidicem....hala neden kaldığımı da bilmiyorum..sanırım risk alamıyorum yada kaybetme korkusu işte...peki niye git dese giderim?bu kadar mı köreldi içimdekiler? bu kadar mı bıktırdı beni bu ilişkiden?taptığım adamdan şuan kurtulmak istiyorum!
bu ilişkinin adı artık " yazık"...
dün gece programdan geldikten sonra beş karış suratla karşılaştım ne oldu yine diye aklımdan geçirirken yine elinde biralarla oturdu bilgisayar başına.hayır ağzıyla içse bişey demicem hani varille vericem kendi ellerimle ama işte...neyse doğum gününü sonra kutlarım dedim sabah pasta yaparım ona akşam da süpriz bir kutlama yaparım dedim..hiç uyumadım gittim diaya malzemeleri aldım ve geldim o sırada sevgilim uyuyordu..ben tam pastayı yapacakken uyandı şeytan işte dürttü...geldi yanıma gördü tabii pasta yaptığımı ve süpriz bozuldu o anda öyle öfkelendim ki ben sana süpriz yapamicakmıyım hiç yani dedim kendi kendime..daha sonra pastayı bitirdim bu ordan homurdanıyo biramı sen mi döktün diye...hiç aldırış etmedim adam hala biranın peşinde ya rabbim bişeyler yap yardım et bana...
derken bi baktım aldı eline birayı gitti yine pc başına,ben varmıyım yok muyum belli değil...dedim kahvaltı hazırlayayım bari.patatesleri kızarttım omlet yapıcam falan bi baktım üstünü giyiyo nereye tatlım ? bira almaya... o biralar bi tarafına girsin emi!!!!!!!!!!!!!!!ama ben sana kahvaltı dememe kalmadı dizdi boğazıma cümleleri "istemiyorum"......
buda suya yattı...
ne mi yapıorum? salona geçtim açtım facebookumu bakınıorum bi yandan blog yazıyorum..nedir bu ya?doğum gününü kutlamadığım için trip mi yiyorum acaba diye düşündüm ama bilir süpriz yapacağımı..en azından pastayı gördü...
ooofffffffffffffff artık sabrım tükendi..bu evden gitmek istiyorum...git dese arkama bakmadan gidicem....hala neden kaldığımı da bilmiyorum..sanırım risk alamıyorum yada kaybetme korkusu işte...peki niye git dese giderim?bu kadar mı köreldi içimdekiler? bu kadar mı bıktırdı beni bu ilişkiden?taptığım adamdan şuan kurtulmak istiyorum!
bu ilişkinin adı artık " yazık"...
4 Ocak 2010 Pazartesi
..............!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
[ Savruk satırlarda aşk provaları yapan kopuk ruhlu kadın(lığım) ' a.... ]
Yorgun, yılgınım. Arada bir yoklayan, nefretle harmanlanmış sancı nöbetlerim!
Bırakmıyor yakamı sözlerin!
Dün gece..Aşka adanmışlığını gözledim, hiç yoktular... Aşktan eser yoktu gözlerinde. Soğuktular.
Orada, karşımda iki kara delik, öylece donup kaldılar...
Nasıl oldu da düşlerime dokunmadan, yıkmadan, kandırmadan durabildin bunca ay,aklım almıyor.. Ve neden sonra hepsini üç güne sığdırdın, onu da anlamıyorum.
Topyekün küskünüm sana. Bundan suskunum! En çok ruhum yaralı...
Birgün geçeceğini umarak, biraz seni , en çok da kendimi kandırarak uyuttum içimde aşk dediğimi. Rahat vermedin uykularıma, uyan dedin, uyan ve yan!
Vakti geldi, dün döktüm içimi. Ağladım,dökülenler kopuk ruhumun parçalarıydı hani... Bir türlü anlam veremediğin, aşk provalarımdan artakalan, arda kalanlardı.. Sancım bunaydı, gebeydim sonun başlangıcına ve doğum sancısı çekiyordum.
Sense daha çok yaktın canımı, arsızca. Daha çok koparttın çektikçe eline gelen kadınlığımı...
Kırdın, dağıttın, parçaladın, en çok da yağmaladın..
Kızmadım hiç sana, kızamadım...
04 ekim 2009
07:33
Yorgun, yılgınım. Arada bir yoklayan, nefretle harmanlanmış sancı nöbetlerim!
Bırakmıyor yakamı sözlerin!
Dün gece..Aşka adanmışlığını gözledim, hiç yoktular... Aşktan eser yoktu gözlerinde. Soğuktular.
Orada, karşımda iki kara delik, öylece donup kaldılar...
Nasıl oldu da düşlerime dokunmadan, yıkmadan, kandırmadan durabildin bunca ay,aklım almıyor.. Ve neden sonra hepsini üç güne sığdırdın, onu da anlamıyorum.
Topyekün küskünüm sana. Bundan suskunum! En çok ruhum yaralı...
Birgün geçeceğini umarak, biraz seni , en çok da kendimi kandırarak uyuttum içimde aşk dediğimi. Rahat vermedin uykularıma, uyan dedin, uyan ve yan!
Vakti geldi, dün döktüm içimi. Ağladım,dökülenler kopuk ruhumun parçalarıydı hani... Bir türlü anlam veremediğin, aşk provalarımdan artakalan, arda kalanlardı.. Sancım bunaydı, gebeydim sonun başlangıcına ve doğum sancısı çekiyordum.
Sense daha çok yaktın canımı, arsızca. Daha çok koparttın çektikçe eline gelen kadınlığımı...
Kırdın, dağıttın, parçaladın, en çok da yağmaladın..
Kızmadım hiç sana, kızamadım...
04 ekim 2009
07:33
ashes and snow şiiri...
Bu anda bana gelirsen,
dakikaların saat olur,
saatlerin gün,
ve günlerin bir ömür olur.
Fillerin Prensesine...
Tam bir yıl önce kayboldum.
O gün bir mektup aldım.
Beni fillerle yaşamımın başladığı yere
geri çağırıyordu.
Lütfen aramızda bir yıldır süren
sessizlik için beni bağışla.
Bu mektup sessizliği kırdı.
Sana yazacağım 365 mektubun ilki.
herbir sessizlik günü için bir tane.
Asla bu mektuplardaki kendimden
fazlası olmayacağım.
Bunlar benim kuş yolu haritalarım.
ve bunlar doğru olacağını
bildiklerimin hepsi.
Herşeyi hatırlayacaksın.
Herşey öncesi gibi olacak.
Zamanın başlangıçında,
gökyüzü uçan fillerle doluydu.
Her gece gökyüzünde aynı yere yatıyorlardı.
Ve bir gözleri açık hayal kuruyorlardı.
Eğer gece yukarıdaki
yıldızlara bakarsanız...
bir gözleri açık uyuyan fillerin
ışıldayan gözlerini görürsünüz.
En iyisi bizi izlemeye devam edin.
Evim yandığından beri
ayı daha net görüyorum.
İçime düşen tüm cennetlere bakıyorum.
Ellerimle tuttuğum cennetler gördüm,
fakat bıraktım.
Tutamadığım sözler gördüm.
Azaltamadığım acılar...
İyileştiremediğim yaralar...
Dökemediğim gözyaşları...
Kederlenemediğim ölümler gördüm.
Karşılık veremediğim dualar...
Açmadığım kapılar...
Kapatmadığım kapılar...
ve yaşamadığım hayaller...
Kabul edemediğim,
bana sunulanların hepsini gördüm.
Arzu ettiğim,
fakat asla almadığım mektuplar gördüm.
Olabileceklerin tümünü gördüm,
fakat asla olmayacak...
Hortumunu yukarı kaldırmış bir fil
yıldızlara bir mektuptur.
Balinanın suda sıçraması
denizin dibinden bir mektuptur.
Bu imgeler hayallerime bir mektuptur.
Bu mektuplar sana olan mektuplarımdır.
Kalbim pencereleri yıllardır açılmamış
eski bir ev gibidir.
Fakat şimdi pencerelerin
açıldığını duyuyorum.
Turnaların Himalayaların
eriyen karlarının üstünde...
yüzdüğünü hatırlıyorum.
Deniz ayısının kuyruğunda uyumak...
Sakallı fokların şarkısı...
Zebranın havlaması...
Kumun çıtırdamaları...
Karakulakların kulakları...
Fillerin egemenliği...
Balinaların suda sıçraması...
ve boğa antilopunun silueti...
meerkat'in ayak parmağının
kıvrımını hatırlıyorum.
Gange nehrinde yüzmek...
Nil'de gemi yolculuğu...
Hatshepsut kolidorlarında dolaşmayı ve
birçok kadının yüzünü hatırlıyorum.
Sonsuz denizler ve binlerce mil nehirler...
Babalar ile çocuklar hatırlıyorum...
ve tadı...hatırlıyorum...
ve şeftalinin kabuğunu soymayı...
Herşeyi hatırlıyorum.
Fakat geride bırakılanları
hiç hatırlamıyorum.
rüyalarını hatırla...
hatırla...
Savanna fillerini daha uzun izledikçe,
daha fazla dinledikçe,
daha fazla açtıkça,...
bana kim olduğumu hatırlatıyorlar.
Koruyucu filler, doğa orkestrasının
tüm müzisyenleri ile birlikte...
çalışma isteğimi duyabilir mi?
Filin gözlerinden görmek istiyorum.
Adımları olmayan dansa katılmak istiyorum.
Dansın kendisi olmak istiyorum.
Eğer daha yakına gelir veya
daha uzağa gidersen söyleyemem.
Yüzüne baktığımda bulduğum
huzuru özlüyorum.
Eğer şimdi yüzün bana dönerse,
kaybolduğunu sandığım yüzü
tekrar bulmam belki daha kolay olur.
kendimin.
Tüy ateşe
ateş kana
kan kemiğe
kemik iliğe
ilik küllere
küller kara...
Balinalar şarkı söylemiyor,
çünkü bir cevapları var.
Şarkı söylüyorlar,
çünkü bir şarkıları var.
Ne önemlidir,
sayfada yazılı olan değil,
Önemli olan,
gönülde ne yazılı olduğudur.
Haydi mektupları yak
ve küllerini kara ser.
Nehrin kenarında,
bahar geldiğinde ve kar eridiğinde
ve nehir yükseldiğinde kıyısına geri dön.
ve kapalı gözlerinle
mektuplarımı tekrar oku.
Bırak kelimeler ve imgeler vücudunu
dalgalar gibi yıkasın.
Ellerinle kulaklarını kapa
ve mektupları tekrar oku.
Cennet müziklerini dinle.
sayfa, sonraki sayfa, sonraki sayfa...
Kuşun yolundan uç.
Uç...
Uç...
Uç...
dakikaların saat olur,
saatlerin gün,
ve günlerin bir ömür olur.
Fillerin Prensesine...
Tam bir yıl önce kayboldum.
O gün bir mektup aldım.
Beni fillerle yaşamımın başladığı yere
geri çağırıyordu.
Lütfen aramızda bir yıldır süren
sessizlik için beni bağışla.
Bu mektup sessizliği kırdı.
Sana yazacağım 365 mektubun ilki.
herbir sessizlik günü için bir tane.
Asla bu mektuplardaki kendimden
fazlası olmayacağım.
Bunlar benim kuş yolu haritalarım.
ve bunlar doğru olacağını
bildiklerimin hepsi.
Herşeyi hatırlayacaksın.
Herşey öncesi gibi olacak.
Zamanın başlangıçında,
gökyüzü uçan fillerle doluydu.
Her gece gökyüzünde aynı yere yatıyorlardı.
Ve bir gözleri açık hayal kuruyorlardı.
Eğer gece yukarıdaki
yıldızlara bakarsanız...
bir gözleri açık uyuyan fillerin
ışıldayan gözlerini görürsünüz.
En iyisi bizi izlemeye devam edin.
Evim yandığından beri
ayı daha net görüyorum.
İçime düşen tüm cennetlere bakıyorum.
Ellerimle tuttuğum cennetler gördüm,
fakat bıraktım.
Tutamadığım sözler gördüm.
Azaltamadığım acılar...
İyileştiremediğim yaralar...
Dökemediğim gözyaşları...
Kederlenemediğim ölümler gördüm.
Karşılık veremediğim dualar...
Açmadığım kapılar...
Kapatmadığım kapılar...
ve yaşamadığım hayaller...
Kabul edemediğim,
bana sunulanların hepsini gördüm.
Arzu ettiğim,
fakat asla almadığım mektuplar gördüm.
Olabileceklerin tümünü gördüm,
fakat asla olmayacak...
Hortumunu yukarı kaldırmış bir fil
yıldızlara bir mektuptur.
Balinanın suda sıçraması
denizin dibinden bir mektuptur.
Bu imgeler hayallerime bir mektuptur.
Bu mektuplar sana olan mektuplarımdır.
Kalbim pencereleri yıllardır açılmamış
eski bir ev gibidir.
Fakat şimdi pencerelerin
açıldığını duyuyorum.
Turnaların Himalayaların
eriyen karlarının üstünde...
yüzdüğünü hatırlıyorum.
Deniz ayısının kuyruğunda uyumak...
Sakallı fokların şarkısı...
Zebranın havlaması...
Kumun çıtırdamaları...
Karakulakların kulakları...
Fillerin egemenliği...
Balinaların suda sıçraması...
ve boğa antilopunun silueti...
meerkat'in ayak parmağının
kıvrımını hatırlıyorum.
Gange nehrinde yüzmek...
Nil'de gemi yolculuğu...
Hatshepsut kolidorlarında dolaşmayı ve
birçok kadının yüzünü hatırlıyorum.
Sonsuz denizler ve binlerce mil nehirler...
Babalar ile çocuklar hatırlıyorum...
ve tadı...hatırlıyorum...
ve şeftalinin kabuğunu soymayı...
Herşeyi hatırlıyorum.
Fakat geride bırakılanları
hiç hatırlamıyorum.
rüyalarını hatırla...
hatırla...
Savanna fillerini daha uzun izledikçe,
daha fazla dinledikçe,
daha fazla açtıkça,...
bana kim olduğumu hatırlatıyorlar.
Koruyucu filler, doğa orkestrasının
tüm müzisyenleri ile birlikte...
çalışma isteğimi duyabilir mi?
Filin gözlerinden görmek istiyorum.
Adımları olmayan dansa katılmak istiyorum.
Dansın kendisi olmak istiyorum.
Eğer daha yakına gelir veya
daha uzağa gidersen söyleyemem.
Yüzüne baktığımda bulduğum
huzuru özlüyorum.
Eğer şimdi yüzün bana dönerse,
kaybolduğunu sandığım yüzü
tekrar bulmam belki daha kolay olur.
kendimin.
Tüy ateşe
ateş kana
kan kemiğe
kemik iliğe
ilik küllere
küller kara...
Balinalar şarkı söylemiyor,
çünkü bir cevapları var.
Şarkı söylüyorlar,
çünkü bir şarkıları var.
Ne önemlidir,
sayfada yazılı olan değil,
Önemli olan,
gönülde ne yazılı olduğudur.
Haydi mektupları yak
ve küllerini kara ser.
Nehrin kenarında,
bahar geldiğinde ve kar eridiğinde
ve nehir yükseldiğinde kıyısına geri dön.
ve kapalı gözlerinle
mektuplarımı tekrar oku.
Bırak kelimeler ve imgeler vücudunu
dalgalar gibi yıkasın.
Ellerinle kulaklarını kapa
ve mektupları tekrar oku.
Cennet müziklerini dinle.
sayfa, sonraki sayfa, sonraki sayfa...
Kuşun yolundan uç.
Uç...
Uç...
Uç...
öyle bir anda öyle öylesine...
Bir mevsimin diri diri yollarında yürüyorum. Rahatsız olmuşçasına top yekûn.
Sızlatır olmuşum günahlarımı bile. O kadar günahlarımın dışına çıkmışım ki, artık günah ben, günahta başka bir ben’lik olmuş.
Anlatınca eskir bilirsin ya yaşananlar. İçi boş değişkenlere yol açmışım.
Günahlarım arkamda bin bir türlü ezgiyle seslenirken. Güne ait olan boş paragraflar,
Alışıla gelmiş replikler uslandırmaz artık beni.
Her şey değişiyor da neden eskimiyor bir türlü acılar. Hengâmen olmuşken her şey.
Sende gerisi gibi vesaire…
Üstüme düşen vazifelerimi de sürgüne verip öyle geleceğim, işte öylesine seveceğim her şeyi.
Cennetime gideceğim, günahlarımı yakıp, kavgalarda bulanıp, kalbimde büyüttüğüm o dünyayı da alıp gideceğim.
Döndüğümde arkama öylesineydi deyip, kurumayan dudağıma aşifte bir sevgi yapıştıracağım.
Senin gibi olacak yani her şey, yani öylesine işte.
Bir ezgisinde günün, yeniden bir oyuna tutuşacağım. Literatürde buna Aşk deniyor.
Başlıyor evcilik, bu sefer sen aşk, ben âşık.
İşte bu kalbim işte buda yaşanacak güzellikler kabım.
Sen geleceksin bir gün ve başlayacak bitecek bir oyun.
Sonra uyanacağım o en heyecanlı yerinde evciliğin.
Kalk hadi bitti, buydu hepi topu.
Tanıdın/Sevdin/Ayrıldın
Ama üst yanında duracak kokusu, artacak kıskançlıkların, ellerin üşüyecek, hesabı böyle kesilecek…
Annen seslenecek, ‘hadi dağıttın etrafı, topla ortalığı.’
Ve o mutlu son…
Başladığın yerde olacaksın.
Akla-karalarına devam / Soruların hala cevapsız / Hüzünlerin tanıdık
Kaybolduğun kentin eskicisi olursun birden. Eskiler senin eskilerin olur, başkası için parçaların.
Günaha meyilli, alkolden hallice bir durum alıverir. Korkuların kaçak.
Leylim ley hallerin.
Öyle bir anda işte her şeye öylesine diyeceğim.
Öylesine…
Sızlatır olmuşum günahlarımı bile. O kadar günahlarımın dışına çıkmışım ki, artık günah ben, günahta başka bir ben’lik olmuş.
Anlatınca eskir bilirsin ya yaşananlar. İçi boş değişkenlere yol açmışım.
Günahlarım arkamda bin bir türlü ezgiyle seslenirken. Güne ait olan boş paragraflar,
Alışıla gelmiş replikler uslandırmaz artık beni.
Her şey değişiyor da neden eskimiyor bir türlü acılar. Hengâmen olmuşken her şey.
Sende gerisi gibi vesaire…
Üstüme düşen vazifelerimi de sürgüne verip öyle geleceğim, işte öylesine seveceğim her şeyi.
Cennetime gideceğim, günahlarımı yakıp, kavgalarda bulanıp, kalbimde büyüttüğüm o dünyayı da alıp gideceğim.
Döndüğümde arkama öylesineydi deyip, kurumayan dudağıma aşifte bir sevgi yapıştıracağım.
Senin gibi olacak yani her şey, yani öylesine işte.
Bir ezgisinde günün, yeniden bir oyuna tutuşacağım. Literatürde buna Aşk deniyor.
Başlıyor evcilik, bu sefer sen aşk, ben âşık.
İşte bu kalbim işte buda yaşanacak güzellikler kabım.
Sen geleceksin bir gün ve başlayacak bitecek bir oyun.
Sonra uyanacağım o en heyecanlı yerinde evciliğin.
Kalk hadi bitti, buydu hepi topu.
Tanıdın/Sevdin/Ayrıldın
Ama üst yanında duracak kokusu, artacak kıskançlıkların, ellerin üşüyecek, hesabı böyle kesilecek…
Annen seslenecek, ‘hadi dağıttın etrafı, topla ortalığı.’
Ve o mutlu son…
Başladığın yerde olacaksın.
Akla-karalarına devam / Soruların hala cevapsız / Hüzünlerin tanıdık
Kaybolduğun kentin eskicisi olursun birden. Eskiler senin eskilerin olur, başkası için parçaların.
Günaha meyilli, alkolden hallice bir durum alıverir. Korkuların kaçak.
Leylim ley hallerin.
Öyle bir anda işte her şeye öylesine diyeceğim.
Öylesine…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)